Dijital Minimalizm’e Giriş

Tonguç AKARCA
5 min readMar 8, 2024

Telefonun bildirimlerinde kaybolanların yol haritası…

Kendinizi gün içerisinde bir anda saatler geçmiş ve hiç bir şey yapmamışcasına kaybolmuş bir halde buluyor musunuz?

Oysaki yapılacak o kadar şey vardı, ama hava karardı, belki yapılacak aramalar vardı, öğrenilecek konular, okunacak makaleler. Hepsi için vaktiniz ne yazık ki kalmadı.

İçinizde derin bir boşluk ve mutsuzluk.

Merak etmeyin, dijital köle olan bizlerin her gün yaşadığı travma bu şekilde.

Hastalığın belirtilerini biliyoruz, peki nasıl tedavi edeceğiz, gelin hepsini size sırayla anlatayım.

Ama başlamadan önce kendimden kısaca bahsedeyim. Tonguç Akarca ben, girişimciyim ve son 15 yıldır kendi işimi yapıyorum. Aktif olarak seramik ve çini üreticisiyim; ve aktif bir video — podcast yaratıcısıyım.

Bu içerikte size kendimin de muzdarip olduğu, yıllarca çözemediği, hatta sorunun ne olduğunu anlaması yıllar süren bir hastalıktan nasıl kurtulduğumu anlatacağım.

Lütfen tüm dikkatini bana ver, arka plan uygulamalarını kapat, bildirimlerini kapat, birazdan öğreneceklerinle kaybolan zamanların kontrolünü kendi eline alacaksın.

Ne zamandan beri kendini kaybolmuş hissediyorsun? Günler geçiyor ama yapılacak işler bir türlü azalmıyor. Aslında vaktin olmasına rağmen yapman gereken şeyler bir türlü bitmiyor, görüşmen gereken insanlarla bir türlü görüşemiyor musun? Evet biliyorum, çünkü vaktin yok.

Gelin bunu bir terapi olarak düşünün. Önce kurban olduğunuzu kabul etmeniz gerekiyor. Bu yolu siz seçtini ama yolun buraya varacağını bilmiyordunuz.

Önce akıllı telefonlar çıktı karşımıza. Sonra bir çok uygulama, mesela instagram gibi. Vapur fotoğrafları çekiyorduk paylaşıyorduk. Facebook çıktı, eski arkadaşlarımızı bulup hasetlik yapıyorduk. Ama bir gün bir yerler de bişiler oldu, ve elimizden telefonu bırakamaz olduk. Sahi ne zaman oldu ve ne oldu?

Bu uygulama sahipleri, bu uygulamaları para kazanmak için üretmişlerdi, ve uygulamada geçirdiğimiz her ekstra süre, onların bize reklam gösterebileceği ekstra zaman anlamına geliyordu. Biri ama kim bilmiyorum, bir gün şeytan ile masaya oturdu ve bir anlaşma yaptı. İnsanın en dip bilinçaltına, en bağımlılık yapan yerlerine indiler ve bu uygulamaları kumarhane gibi tasarlamaya karar verdiler. Ve o günden sonra biz saatlerimizi kısa videolarda, günlerimizi hiç alakamız olmayan nasıl yapılır videoları ile öldürmeye başladık.

Gelelim hastalığın sebebine. Semptomların sebebi, beynimizin kısa süreli hafızasının çalışması için bir konuya 1 dakikadan fazla odaklanmasıyla çalışıyor. Ama ne Facebook, ne instagram ne de tiktok bize bu zamanı vermiyor. Hatta bir ara 1 dk’dan uzun video dahi yüklenmesine izin vermiyorlardı. Şimdi onlarda pişman. Kısa video izleyen insanlara reklam göstermekte zorlanıyorlar ve zarar ediyorlar. Youtube 20dk’dan uzun videoları daha fazla önermeye başladı, yeni nesil gençlik hiç sorun etmeden 30dk’dan uzun içerikleri severek tüketiyor artık. Podcast furyası aldı yürüdü. Hepsi bu yüzden. Kafanı telefondan kaldırdığında hiç bir şey hatırlamamanın sebebi beynimizin bu kadar bilgiyi, amaçsız bilgiyi saklayacak bir yeri olmaması veya yöntemini bilmemesi. İyi ki bilmiyor, yoksa buralarda izlediğimiz şeyler hayatımızı karartabilirdi.

Peki tonguç, çözüm ne dediğinizi duyar gibiyim. Yahu bizde biliyoruz girmeyelim, bakmayalım, biz de biliyoruz köle olduk. Ama girmediğimizdeki hissiyat o kadar can acıtıyor ki. O kaçırma hissi, ya biri olduysa, ya o haberi geç duyarsam…

Bir karikatür vardı yıllar önce okuduğum, asla unutmam her yerde anlatırım. Ayı kış uykusuna yatmış mağarasında, tek gözü açık ve diyor ki: ya birileri ben uyurken daha fazla eğleniyorsa? Evet eğleniyorlar, ama orada olan sen değilsin. Videosunu izliyorsun, fotoğrafına bakıyorsun ve sadece özeniyorsun. O ne giymiş, o düşününü nerede yapmış, onun evinin manzarası nasılmış. Bunlar hiç bir şey katmıyor.

Tedaviyi anlatmama çok az kaldı, ama bazı verileri sizinle paylaşacağım. sizi kimse umursamıyor, kimse sizin hakkınızda konuşmuyor. Kimsenin umrunda değilsiniz. Kimse iyi olmanızı istemiyor. Kimse ondan daha başarılı ol da istemiyor. yalnız doğdun ve yalnız öleceksin. Nasıl yaşadığını kimseye göstermene gerek yok, ne yaptığını kimsenin bilmesine gerek yok. O twitter denen aplikasyonda paylaştığın fikirler kimseye fayda etmiyor.

Peki sen neden kendini bir avuç teknoloji bankeri için heba edesin?

Daha bir çok sebep sayabilirim teknolojiden kendini biraz uzaklaştırman adına. Veya başka bir çok kötü alışkanlık hakkında. Sigara mesela, kanser olman veya ölmen kimsenin umrunda değil, firmalar hemen yeni tiryakiler buluyor. Her gün saatlerce dizi veya program izlemen, ve bunları yaptığın için gerçek potansiyelini ortaya koyamaman kimsenin umrunda değil. Çalışmak yerine yatman kimsenin umrunda değil.

Tek kriter burada senin seçimlerin. Ne seçersen seç sen haklısın zaten. İnstagramda 10 saat mi harcadın, harca, senin hayatın. Ama bu içeriğe geldiysen kişilerin yanlış olduğunu anladın, ve yardım istiyorsun.

Hoşgeldin. Ama şunu bil, amaçsız bir gemi bu gün instagrama girmese dahi gider tv izler veya kumar oynar, gider alkol batağına düşer. Burada kriter senin yaşam amacın nedir? Sen hangi limana doğru gidiyorsun?

Bu bambaşka bir içeriğin konusu, ona ayrıca değineceğim, şimdi konumuza dönelim.

Dijital minimalizme telefondan başlamak daha kolay aslında. Herkesin söylediği bazı klasik önerileri daha da sadeleştirerek size aktaracağım.

1- telefonun size çekici gelmemesi lazım. Ekranı siyah beyaz yapabilirsin mesela, veya renkleri kısabilirsin.

2- ekrana bakınca ne görüyorsun? İlk açılış ekranına yapılacak listeni ve takvimini koy. Gereksiz bildirimler uygulama üzerinde yanıp sönmeyecektir.

3- bildirim seslerini kapat, gerçekten kapat. bişi acilse zaten aralar, emin ol önemli haberler internetten düşmez.

4- rahatsız etme fonksiyonu, akşam 22den sonra telefonunu favori kişiler hariç çalmayacak şekilde ayarla.

Bunları yaptıysan geldik diğer aşamaya. Sosyal medya çok az giriyoruz, belki toplam 1 saat. Peki haberleri nasıl alacağız?

İşte konu burada daha da güzelleşiyor. Sadece gerekli olana odaklanıyorsun.

1- antalyada hava değişken, akşam ve sabah hava durumu bildirimi açık

2- döviz önemli mi? 50kr artışları bildirim olarak ayarladım.

3- ajandamı daha aktif kullanıyorum ve hem görüşmeleri kaçırmıyorum hemde yeni planlar yapmak için beni cezbediyor. Boş takvim rahatsız eder.

Bu kadar basit değerli dinleyen. Bu kadar basit.

Her alışkanlık gibi bunu da kuralları çiğnemeden uygulaman lazım.

Evet sosyal medya bir pavyon gibi orada ışıkları her daim yanıp söner şekilde seni bekliyor.

Çok canın isterse gir bak, ama şunu göreceksin, Ayşe kocişiyle kaş’da tatilde, sana bu bilginin ne faydası var?

Bilmem nere belediye başkanı birine bişiler dedi, sana ne faydası var.

Akşam oldu haberleri açtın, ne faydası var?

Faydası olmadığını anladığın anda alışkanlık oturacak, bir daha geri döneyeceksin.

Unutma, işini ticaretini dahi sosyal medya üzerinden yürütenler; oralarda takılmak yerine oraya içerik üretmeye uğraşıyorlar.

Sen fakir veya sefil bir hayat sürmek zorunda kaldığın için sosyal medyada gördüğün hiç bir arkadaşın sana yardım etmeyecek.

Şimdi kalk ayağa, al eline telefonu ve sana yukarıda verdiğim kısacık formülü uygula. Bir kaç gün dene, belki sıkılacaksın, ama dene.

Sonra naçizane kendimce sana kendi yolunu nasıl çizebileceğini anlatacağım. İster 70 yaşında ol ister 7. Beni duyan kulağın var ise, ve yelkenleri şişirmek istiyorsan ben sana hayat amacını sonraki içeriklerde bulmana yardımcı olacağım. Ben söylemeyeceğim amacını, sana amaç bulma yolunu göstereceğim. Yürürsen bulacak, bulursan da bunun tatminini sen yaşayacaksın.

Beni dinlediğin için teşekkür ederim, bir sonraki içerikte görüşmek üzere, esen kal.

--

--

Tonguç AKARCA

Gündemdeki ilginç haberler, tartışma yaratan konular, ve enteresan olaylar üzerine kendi üslubumda yorumladığım videolar yayınlıyorum.